Blog yazma üzerine küçük bir yazı
Dilbilgisi bahane
Bir blogda, blog yazarının çok kötü bir dilbilgisi de olabilir. Mühim olan yazdığı şeyler. Ben dilbilgisi konusunda hassasım, o ayrı ama konuşma diliyle yazılan bir güncede, eğer gerçekten enteresan bir şeylerden veya özelinden bahsediyorsa, esprili ya da edebi, farketmez, kendine has bir dili varsa blog yazarının, önce yazdığı şeyle ilgileniyorum. Ancak zaten yazılan şeyin niteliği iyi değilse, niceliğe “takmaya” başlıyorum.
Guru değilim!
Blog yazmanın gurusu değilim. 2005 yılından bu yana ara ara Namüsait Apokaliptik Yayla’da, 2009 veya 2008’den bu yana da genellikle burada, “Çalışmak Adamın Karakterini Bozar” adlı blogda yazmaya çalışıyorum. Bunun öncesinde de tematik olarak ayırdığım Moleskine ve Morning Glory defterlerim vardı.
NE YAPMALI?
1. Daha çok oku-malı!
İyi yazmak istiyorsan, çok okumalısın. Dil gelişir, evrilir. Şu an çok iyi yazamıyor olman, bunun ilelebet böyle devam edeceği anlamına gelmez. En azından daha iyi olması için çaba sarfetmelisin. İyi bir blog sahibi olmak istiyorsan da, daha çok okumalı, başarılı blogları takip etmeli, analiz etmeli, iyi yanlarını kendine, kötü yanlarını blog sahibine bırakmalısın. Eğer istersen, blog yazarı ile iletişime geçip ona, önce onu takip etmenin, onun hoşuna gidecek bir nedenini (böylece yazdığın şeyi okumaya devam etmek isteyecektir), ardından sevmediğin özelliklerini (nazik bir dille eleştirilerini), en sona da bloga ya da yazara dair sevdiğin özellikleri (olumlu eleştirilerini) tekrar ve sonda olmak üzere, sıcak ve dostça bir email atabilirsin. (Bana da! :)
2. Düzenli yaz-malı!
Bir blog okuyucusu gerçek bir insan okuduğunu bilmek ister. Aylardır yazmayan birinin bir hafta sonu boyunca, kusarcasına bir sürü fotoğraf, yazı, alıntı paylaşması çoğu blog okuyucusu için çok anlamlı değildir. Bunu benim gibi dile dökmüyor/dökemiyor olmaları böyle olmadığını da göstermez.
3. Özgün görsel kullan-malı!
Bunun dışında görsel de çok önemli. Kaynağı belli olmayan görseller kullanmamaya gayret ediyor, mümkünse kendi çektiğim bir fotoğrafı koymaya çalışıyorum. Çünkü bir blog eğer tamamen özgün değilse, en azından etik davranmalı. Bu nedenle ya orijinal ya da kaynağı belirtilmiş imajlar/fotoğraflar kullanmak çok daha hayırlı geliyor bana. En azından blogun başlı başına özgün görülebilmesi için.
4. Kaynak göster-meli!
Düzenli yazan bir blogger olduğumu da söyleyemem ancak eğer yazıyorsam, yazdığım şeyin içeriğine, güncel bir konu ise önce haber hakkında doğru kaynakları, bir nevi “info”yu verip vermediğime, kişisel bir deneyim ise, o deneyimin yaşandığı anla ilgili bazı anektodlara değinmeye çalışıyorum okuyucu için. Bunu çok iyi yapamadığım anlar da oluyordur eminim. En azından iyi niyetli bir çabam olduğunu söyleyebiliriz.
5. Yaz-malı!
Sadece fotoğraf ya da video paylaşacaksanız bunun için buna uygun servisler veya siteler var. Flickr, Youtube, Twitter, şimdilerde Pinterest vs. ilk aklıma gelenler. En azından o fotoğrafın veya videonun sizde uyandırdığı şeyi, hatırasını ya da her ne haltıysa işte, onu yazın. Üzerine hiçbir not düşülmemiş fotoğraf ve videların, yeni tabirle söylemek gerekirse, pinlemekten başka hiçbir anlamı ve kıymeti yok. Gidip yerine “layklayıp” düzenli liste oluşturmak çok daha efektif olmakla birlikte, beraberinde daha kalifiye izleyici edinmenizi sağlar üstelik.
Eğer, “The World We Live In” (ki bence siz de takip edin) ya da Minimal Movie Posters gibi tematik bir blog sahibi değilseniz paylaştığınız erotik kadın fotoğrafları, çayır, çimen, retro fotoğraf makineleri ve bilimum flood tadı veren video ile blogger olamıyorsunuz ne yazık ki.
Son olarak,
Şu an için aklıma ilk gelenler bunlar. Yazdıklarım, yazma süresi dışında düşünülmedi. Bu nedenle daha sonra buraya güncelleme yapabilir, yorumlara bakarak geliştirebilirim.
Bir sonraki blog yazımda hoşlanmadığım blog türlerinden bahsedeceğim. O yazının daha rahat okunabilmesi için madde madde yazacağım. Çünkü iyi bir blog okuyucusu, bu blog yazısını da okur. Onun dikkatini çekmek için sloganlara, maddelere ihtiyacımız olmaz. Yazma konusunda yeterli hassasiyeti olmayan birini ise, uzun bir yazının başında tutamazsınız. İyi bir okuyucu olsaydı, zaten onları yapmazdı (;
Şimdilik hoşçakalın.
