Laik, demokrat bir devlete layık mısın?
Pakize Suda, Habertürk’te yaptığı gezelim görelim tadındaki programında, bu hafta (29 Ekim 2011, Cumartesi) Nevşehir’deydi.
Programda Nevşehirlilere “laik” ile “layık” kelimelerinin anlamlarını sordu. Ne yazık ki ikisinin anlamlarını aynı anda doğru bilen olmadı.
“Bu insanlar, şimdiye kadar hiç mi “layık olmak” kalıbını kullanmadı ya da gencinden yaşlısına hiçbiri Atatürk’ün ilke ve inkilaplarını okumadı” diye yaşlı nineler gibi sinirlene sinirlene izledim programı.
Haliyle aklıma “yemin ederken, “laik” yerine “layık” diyen milletvekilleri kimin vekili zannetmiştiniz?” sorusu geldi. Ki, Pakize Suda da program boyunca bolca buna gönderme yaptı.
Anası babası Pakize Suda’nın yüzüne bön bön bakarken, ilkokul çağıdaki çocuğun Suda’ya dönüp, “laik mi layık mı diyorsunuz, ikisi başka şeyler” diye lafa karışması biraz olsun yüreğime su serpse de, gencecik, su gibi bir kızın laik kelimesinin anlamını bilmemenin yanı sıra, “ilgilenmiyorum öyle şeylerle” demesi programı katlanılmaz hale getirdi ve kapattım. Pakize Suda, “dizi mi izliyorsun, ne yapıyorsun kızım?” diye sorunca, “yok, müzik dinlerim, kitap okuyorum” dedi kız. Kitap okuyormuş. Bildiğin kitap! Çok enteresan…
Bugün (29 Ekim 2011 Cumartesi) 88. yıldönümünü kutlanan Cumhuriyet’i kuran adamın, Atatürk’ün ilke ve inkilaplarının anlamını bilmiyorsun. Layık deyince, “efendim?” diyorsun. Sen o kitabı nasıl okuyor, sen nerede yaşıyorsun arkadaşım?

“Bu millet neden kitap okumuyor?”
Özel isim değil, Osmanlıca değil, sanat terimi değil, bir şey değil; laik ile layık ulan!
Sonra bu millet neden kitap okumuyor diyoruz. Tabii okumazlar. Daha kendi dillerindeki en temel kelimelerin anlamlarını bilmiyor adamlar. Haliyle, kitap okurken Türkçe-Türkçe sözlük gerekiyordur. Her sayfa da işkenceye dönüşüyordur onlar için..
Kıssadan hisse: “Anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır”. Bu cümleyi genelde karşı tarafa hakaret amaçlı kullanırlar ancak burada ciddi bir özeleştiri de vardır. Eğer bir suçsa da, o suç her zaman karşı tarafa ait değildir. Çünkü yaptığın işi yahut düşünceni en temel, en anlaşılır şekli ile sunmak da senin görevindir.
Kavramlara boğulmuş, ne olduğu anlaşılmayan projeler, metinler beni bile yorar. İşin başlangıç aşamasında olan adama derdini temel olarak iyi anlatmazsan, zaten gönlü olmayan gelin, geçer kenara oturur, anca saçını tarar. Ancak görüyorum ki, hakikaten bizden bir bok olmaz!
