February 2012
13 posts
5 tags
Kişisel gelişim reröröleri...
Bir gün bir kişisel gelişim uzmanı/danışman/hayat koçu ile 2 saat aynı arabada kaldım. Köprü trafiği… Yerinden kımıldayamıyorsun. Ön koltuktayım ve yol bitene kadar birbirimizi idare etmek zorundayız. Nasıl geldik, nereden geldik buralara hatırlamıyorum ama sevgi ve özlem kavramları üzerine bile ahkam kesmeye başlamıştık belli bir zamandan sonra. Birini özlemenin sağlıksız bir ruh hali...
Feb 10th
Feb 10th
2 tags
Haberlerini bekliyorum. Selamlar...
İş yazışmalarında bir konu hakkında cevap bekliyorsam yahut, karşılıklı görüş bildirmemiz gereken konularda yeni bir kalıp kullanmaya başlamışım farketmeden: Haberlerini bekliyorum. “Bu ne lan?” dedim ilk anda ancak biraz düşününce, ki yine çok fazla düşünmedim; ”cevabını bekliyorum” gibi fazla resmi ve sanki hafiften emreder ifadeden ziyade “Haberlerini...
Feb 10th
3 tags
Feb 8th
1 note
7 tags
Feb 7th
3 tags
Feb 4th
4 notes
5 tags
Feb 4th
1 note
4 tags
Feb 3rd
3 notes
Feb 3rd
3 tags
Feb 2nd
3 tags
Paul Auster vs. RTE
Paul Auster “Türkiye’ye gelmem”e gelen beyanatlarda bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan cevap olarak “cahil adam” demeyi uygun buldu, vs. Bu kısımları biliyorsunuz. Benim asıl merak ettiğim ise başka bir şey… Gerçekten bilmediğimden soruyorum. Türkiye gibi demokratik özgürlüğün olmadığını düşündüğü ülkelere gitmeyen bir yazarın kitabı neden ilk olarak o...
Feb 1st
4 notes
2 tags
Gereksiz bilgiler...
İnternetin en kötü yanlarından biri tanımadığın insanlar hakkında gerekli gereksiz bir sürü bilgiye sahip olmana neden olması. Misal benim hakkımda ne çok şey biliyorsunuz, bir düşünsenize… Harbiden, neler biliyorsunuz? Ne kadarını paylaşıyorum sizinle? Check-inlerim, yediğim yemeklerin fotoğrafları, Twitter’daki mentionlarda arkadaş olduğumu anladığınız insanlar falan tatminkar mı...
Feb 1st
4 tags
Feb 1st
2 notes
January 2012
26 posts
“İlk gözlerini unuttum. Bakışları peşi sıra takip etti gözlerini. Ardından önce...”
– Elke Schmitter
Jan 31st
1 note
4 tags
Jan 31st
4 tags
“Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından...”
– Emrah Serbes. Afili Parçalar, Madde 65: Hüzünlü Piç. via @ Afili Filintalar
Jan 31st
13 notes
5 tags
Jan 31st
Jan 30th
3 notes
4 tags
Jan 27th
2 notes
Jan 27th
3 tags
Jan 27th
3 tags
Jan 27th
Daha fazla...
- Ya daha fazlasını isterse? - Burada bir sorun göremiyorum. - Peki ya ben daha fazlasını istersem? - Haklısın. Unut gitsin.
Jan 26th
2 notes
“Mutsuzluğu, huzursuzluğu ve mutluluğun hayat boyu katlanılmaz derecede kısa...”
Jan 26th
1 note
“Eğer hiçbir şeyim olmasaydı, döndüğümde bulamamaktan korkacağım şeyler olmasa...”
– Elke Schmitter
Jan 26th
1 note
3 tags
Jan 26th
1 note
“Artık bensizken acı çekmeni istemiyorum. Çünkü seni yeterince sevmiyorum.”
– Yeterince nefret etmek için ne kadar aşık olmak gerekir?
Jan 24th
1 note
6 tags
Jan 24th
Jan 21st
1 note
“Kalabalık bir yolda sizinle aynı ritimde yürüyeni farkedersiniz ya hemen, sizi...”
– Elke Schmitter @Twitter
Jan 19th
6 tags
“Eğer hâlâ başımız dik yaşayabiliyorsak, bu boğazımıza kadar boka battığımız...”
– Deli, “Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü” (Oyun), Dario Fo (İtalyan oyun yazarı) Sen kalk, 1926’da doğ, ondan sonra 1970’de “Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü” oyununu yaz ve orada tüm zamanları özet geç. Oyun hakkında: Vaktiyle Devlet Tiyatroları’nda...
Jan 17th
Çelişki
“İtiraf etmem gerekir ki, şu an düşündüğüm şeyden pişmanlık ya da utanç duymuyorum.” diye düşünüyordum az önce… Empati yoksunu ve hümanist olmayan yanımla düşünüyordum tam o sıra. Ancak biraz düşününce ki, öyle uzun uzun düşünen bi’ insan değilimdir, en fazla birkaç saniyemi aldı… Ne diye sorsalar utanıp söyleyemeyeceğimi farkettim. E, hani utanmıyordum?! Ne oldu? ...
Jan 17th
1 note
1 tag
Anne tarafından büyütülen çocuk ile baba...
Çocuğun kişilik yapısına ve nasıl yetiştirildiğine bağlı ancak annesiz büyüyen bir çocuğun bir yanı hep eksik kalır bana kalırsa. Çevremde babaları yanlarında olmasına rağmen aslında babasız olan o kadar çok insan oldu ki… Birçok insan zaten babasız büyüyor. Ama annesiz büyüyen insanı 100 metre öteden tanırsın. Hissettirir kendini. Çünkü… Özdeğer duygusunu anne, yeterlilik...
Jan 15th
4 tags
Jan 14th
4 notes
3 tags
Jan 13th
12 notes
2 tags
“Siz ve kankiniz dışındaki kadınları araştırdık. Haklısınız, hepsi şıllık!”
– via @zaytungnews (Zaytung Dergi)
Jan 12th
1 note
4 tags
“Fark yaratmak istiyorsanız, güne başlarken başkalarının ne yaptığına veya gelen...”
– Seth Godin, http://sethgodin.typepad.com/ linkindeki blogunda harika önerilerde bulunmuş. Godin, güne başlarken, bilgisayarınızı açar açmaz başkalarının ne yaptığına, Facebook’a, Twitter’da yazılanlara bakmak yerine, dingin bir zihin ile kendi hedeflerinize yönlenmenizin daha faydalı...
Jan 12th
1 tag
2012 hedeflerim üzerine birkaç not
Hedeflerimi sıralayacağımı zannediyorsanız, çok fena yanılıyorsunuz. 2012’ye dair hiçbir hedefim yok. Hatta konu ile ilgili -biraz küfürlü olacak ama idare edin- sevgili Emre Aydoğdu’nun da dediği gibi; “2010 yarrak gibiydi, 2011 de o ekolde devam etti. 2012’den bi beklentim yok. O da yarrak gibi geçebilir. “Ümit” en nefret ettiğim his artık.” Kaynak...
Jan 8th
5 notes
4 tags
Tane tane yazalım bakalım bir de...
- Twitter’a blogdan çok daha sık yazıyorum. “Geçen hafta Twitter’da” deyip maddeleyerek blog’a aktarsam güzel olabilir. Çünkü hem ruh halim hem de o haftanın gündemi adına çok daha fazla emare içeriyor tweetlerim. Madde fikri @ersanozer‘den geldi.  - Sitesahibi.com ile @ersanozer yeniden bir blog tutmaya karar vermiş. Güncel bir blog ve kendini düzene sokmak...
Jan 8th
1 note
December 2011
2 posts
Dec 11th
1 note
9 tags
Daktilo yoksa sesi var!
Geçen gün konuşuyoruz Burak’la. Klasik, yine bir yerleri kurcalıyor. Baktım, Typewriter Keyboard uygulaması bulmuş, onunla oynuyor. Uygulamanın özelliği, bilgisayarda yazarken daktilo sesi çıkarması. Evet, yanlış duymadınız, bildiğimiz o emektar daktiloların sesi. Şu anda da bu yazıyı o uygulama eşliğinde yazdığımdan uzatıyorum konuyu zaten.  Çocukluğu daktilo ile geçen bir insan için...
Dec 3rd
5 notes
November 2011
14 posts
6 tags
Baş ağrısı
29 yaşımı bitirip 30 yaşımı idrak ettiğim gün, yani dün, yeni yaşımın ilk gününe damgasını vuran dev baş ağrısı sebebiyle tarihin en berbat doğum gününü yaşadım. Hadi, bu tamam da, be hey hödük insan, arkadaşlarından ne istedin? Gece boyunca suratsızlığımı, kaprislerimi çeken arkadaşlarım; özür dilerim. İnanın, bir başkasının doğum günü olsaydı, siktir olup giderdim ama insanın kendi doğum günü...
Nov 27th
3 notes
2 tags
Çocuklar!
degistokussergi: Değiş Tokuş Sergi açılışında sanatçıları ve bizi mest eden ufaklıklar da vardı. Bir eser alabilmek için oyuncakları, kitapları, Tin Tin kolleksiyonları ve hatta Steve Cropper imzalı Blues Brothers cd’lerinden vazgeçen minikleri sizlere anlatmadan geçemezdik! Değiş Tokuş Sergi gerçek amacına onlarla ulaştı! İyi ki varsınız!
Nov 27th
2 notes
7 tags
Nov 21st
3 notes
5 tags
Manset: Kocamla Facebook komiklivideo sayfasinda...
Ara başlık: Facebook’taki “komiklivideo” sayfasındaki sevimli kedi videosuna “like” dedi, hayatının aşkı ile tanıştı. Haber metni: Yaz düğünü isteyen E.S.’e (29), evlilik teklifi Twitter üzerinden geldi. Hiç vakit kaybetmeden düğün hazırlıklarına başlayan mutlu çift, nikahlarını yurtdışındaki arkadaşları için live stream olarak internet üzerinden canlı...
Nov 21st
1 note
2 tags
“Bir 27 yaş olsun, 30 yaş olsun; literatüre en az onlar kadar etkisi olacak...”
– Elke Schmitter
Nov 21st
2 notes
4 tags
Nov 20th
3 notes
“Bir kadın bir erkeği konuşarak, bir erkekse bir kadını susarak mahvedebiliyor....”
– Elke Schmitter
Nov 19th
1 note
Geçen yaz ne yaptığımı bilmiyorum
Hafızama bayılıyorum. İnsanlar normalde yaşadığı kötü anları unutur. Ben ise o süreç ne kadarsa, o döneme ait her şeyi atıyorum hayatımdan. Öyle ki, o vakitler içinde yaşanan, bana bir şekilde o günleri anımsatabilecek güzel anılar da siliniyor, bir şekilde değer de yakar diye. Tabii, ister istemez o döneme ait insanlar, mekanlar, olaylar da gidiyor. Normalde fil hafızalı olan ben, bi’...
Nov 17th
1 note
Paylaşılabilir üzüntüler...
Üzüntülerimi çevremdekilerle paylaşabilmekten memnunum. Paylaşabileceğim acılarım olmasından yani… C. Bukowski “en büyük acı, başkalarıyla paylaşmaya cesaret edemeyeceğin acılardır” der. Bu nedenle şanslı addediyorum kendimi. 
Nov 15th
3 notes