#Doritos onu Madonna’ya goturmuyor galiba (Taken with Instagram at We)

3 days ago 1 note

Grace… (Taken with Instagram at Orient Terrace Bar)

4 days ago
[Flash 9 is required to listen to audio.]
[Flash 9 is required to listen to audio.]

“Bir İdam Mahkumunun Son Günü”

Seslendiren: Sezai Aydın (Mahkum)

Yapım ve Yönetim: Mehmet Köseoğlu

Yazan: Victor Hugo

Uyarlayan: Tayfun Türkeli - Beyza Kara

Seslendirme Yönetmeni: İskender Bağcılar

Ses Kayıt: Mahmut Acar

Kurgu: Didem Türkmen

Şimdiye kadar okuduğum romanlar arasında, en etkilendiklerimdendi. Okuduktan sonra, edebiyat tarihi açısından çok önemli bir başlangıcı da temsil ettiğini öğrenmiştim. Yapıt, birinci tekil şahıs, yani “ben” ile yazılan romanların ilk örneğiydi. Daha önce hiçbir şekilde bu yöntemin kullanılmadığı, en azından tarihte şimdiye kadar rastlanmadığı romanda, modern edebiyatın da ilk monoloğu ile karşılaşıldı. 

Küçüklükten bu yana radyo tiyatrolarını çok sevdim. Birileri konuşsun… Ancak aralara haberlerin, reklamların ve şarkıların karıştığı bir radyo programı olmasın bu. Aklıma eski radyo oyunları geldi. Bir süredir onları dinliyorum. Böylece sevdiğim seslendirme sanatçılarını tekrar dinleme şansına kavuşuyorum.

Bugün, Victor Hugo’nun bu romanı play listimdeydi. Seslendiren de Sezai Aydın. Bitirmeden yatmayacağım. Bu aralıkta siz de dinleyin istedim.

5 days ago

Zebra desenli zurafali semsiyemle, merhaba kasim! (Taken with instagram)

1 week ago

Gozluklerime kavusmus olmanin sevinci. Evet, sinirli sayida uretilmis narcicegi renkli gozluk kabi da bonus ^.^ #rayban #clubmaster #sunglasses #retro (Taken with instagram)

1 week ago

Angry Flowers. AngryBirds’e taş çıkarırlar. Ah bir de uçabilseler… (Taken with Instagram at Kozyatağı)

1 week ago 2 notes

Live in NY. John Coltrane ile Miles Davis’den.

38 dk’lık albüm tek parça. Eğer isterseniz, videoyu offliberty ile mp3 dosyasına da dönüştürebilirsiniz. Offliberty kullanmak isteyen için albümün Youtube linki burada.

Live in NY, şarkı listesi.

  1. By, Bye, Blackbird
  2. Four
  3. It Never Entered My Mind
  4. Walkin’
  5. Milestones
  6. So What 

Albümde çalanlar:

  • Miles Davis - Trumpet
  • John Coltrane - Tenor saxophone
  • Bill Evans - Piano
  • Paul Chambers - Bass
  • Philly Joe Jones - Drums
  • Wynton Kelly - Piano
  • Jimmy Cobb - Drum
2 weeks ago 1 note

Günlerdir Sinatra dinleyip duruyorum ve bu postu yeni gördüm. Ölüm yıldönümü olduğunu bilmiyordum… Ne garip.

grizine:

14 sene önce bugün, dünyadaki neşenin bir kısmı sönüp gitti. Elimizde kalanlar yine de onun müziğini tekrar tekrar yaşamaya yetecek kadar fazla.

“My Way”, #FrankSinatra’nın ölüm yıl dönümü anısına, o neşeyi bir daha yaşayabilmek adına gelsin.

2 weeks ago 5 notes

"Bir insana değer verdiğini göstermenin en kestirme ve garantili yolu onu empatik ve etkin bir şekilde dinlemektir"

- Yönetim ve Eğitim Danışmanı Kerem Şenoğlu 

2 weeks ago 1 note

Sokakta yaşayan bir amcanın öğle vakti çay keyfi. Yeni demlemiş, “gelin beraber olsun” dedi. (Taken with Instagram at Kozyatağı)

2 weeks ago 2 notes

"Psikolojik açıdan yaza hazırlanmanın bir yolu yordamı var mıdır acaba? Yazlık giysiler gibi püfür püfür yazlık haleti ruhiyeler olsa mesela, üzerime giyince ferahlasam da bu yaz güzel geçse…"

-

via @dreamsact (Halid S. Şimşek)

Yazının tamamı için buraya, Twitter profiline ulaşmak için buna tıklayın.

2 weeks ago 1 note

Marshall, “Yüksek Sesin Lordu” Davulcu Jim’in kendi imzası ile süper tasarımlı bir kulaküstü kulaklık çıkarmış 2011’de. Ben yeni gördüm. Bir #Sennheiser kullanıcısı olmama rağmen verdiği sesi sevdim. Tasarımda #Marshall’ın anfilerinden hatırlayabileceğiniz retro ve sert çizgilerden ilham alınmış elbette.

Ancak… İş ses kalitesi açısından daha detaylı bir incelemeye gelecek olursa, o noktada deneyimlerini paylaşan arkadaşa, Mert Erdir’e kulak verelim.

Mert’in http://bit.ly/KdmEyU linkindeki yazısını kulaklıği almadan önce genel müzik zevkinizi de düşünerek mutlaka okuyun. Zira yazıdaki yorumlara göre rock müzikteki performansın aynısını diğer müzik türlerinde pek gösteremiyor.

Ortalıkta dolanan tipi güzel içi kötü retro kulaklıklara bakacak olursak fiyat performansı tabii ki daha iyi. Mayıs 2012 itibari ile piyasada 162-168TL civarında. Fotoğraftaki majör modeli. Minör yani kulakiçi modelinde mikrofon da var. Telefonunuzla kullanabiliyor, müziği kablodaki kontrol düğmesinden yönetip, gelen çağrıları cevaplayabiliyorsunuz. (Taken with Instagram at DNR)

2 weeks ago 3 notes

Eve donus yolunda olmak negzel negzel… (Taken with Instagram at Boğaziçi Köprüsü)

2 weeks ago

Apartman guzel, Cihangir degil (: (Taken with Instagram @ Cihangir)

2 weeks ago 2 notes

Alzheimerlı Yakını Olmak

Bugün Twitter’da bir kayıp ilanı gördüm. Pınar Bilgin 5 Mayıs’ta Kadıköy’deki evlerinden çıkan ve henüz haber alamadıkları babasının fotoğrafı ile bir kayıp ilanı tweetlemiş ve haber Twitter üzerinden duyurulmuş. Ben babasının bulunduğunu RT’lerden haber aldım.

İlandan hem önceki hem de sonrasında attığı tweetleri okudum. Kaybolan babası Alzheimer hastasıymış. Alzheimer hastalığı hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz lütfen buraya tıklayın, çünkü yazının devamında hastalık hakkında bilgi vermeyecek, doğrudan hasta yakınlarının dikkat etmesi gerekenler üzerine yazacağım.

Hasta ve hasta yakınları için zorlu süreç

Uzun yıllar Alzheimer hasta yakını olarak yaşadım. Biz, hastamız için herhangi bir bakım evi yerine onun düzenini bozmayacak şekilde evde bakım yöntemini tercih ettik. Belli bir aşamadan sonra ise ailemizin uzun yıllar bir ferdi olarak yaşayacak bir yardımcı edindik.

Bu sürecin hastanın kendisi ile birlikte hasta yakınları için ne kadar zorlu bir insanlık sınavı olduğunu çok yakından tecrübe ettim. Bu çok önemli. Öyle ki, pek çok Alzheimer tedavi daha doğrusu bakım evinde, hasta dışında hasta yakınları için de Alzheimerlı hasta bakım eğitimleri ve bunlara ek terapiler veriliyor. Çünkü hastalık hem fiziksel hem de ruhsal anlamda hasta yakınlarını çok yıpratıyor. Bu süreçte hasta pek çok kez hastalığın kendisinden değil, hastalığın en önemli semptomu olan hafıza kaybı nedeniyle günlük hayatının tehlikeye girmesine neden olabiliyor. Tabii bir de ileri evre var. O bambaşka bir dünya.

Size aşağıda daha acil ve hayati olabilecek bazı konular ile ilgili madde madde bilgi vereceğim ancak hastalık ve süreçleri hakkında daha detaylı bilgi almak, bakım aşamaları, hasta yakını terapileri vb. konuları incelemek isterseniz, UZMANTV’deki şu başlıklarda yer alan videolara göz atabilirsiniz: “Alzheimer Hastalığını Tanıyın”, “Alzheimer Belirtileri”, “Alzheimer ile Yaşamak”, “Alzheimer Tedavisi”. Bunun dışında Alzheimer Derneği de doğrudan iletişim kurmak adına iyi bir başvuru merkezi. 

Bir Alzheimerlı yakınıysanız:

  • İlk evrede, hastalığın öncesindeki gibi yaşamasına yardım edin. Henüz bilişsel yeteneklerinin pek çoğunu koruyorsa, gazete okuma, bulmaca çözme, yürüyüş yapma gibi aktivitelerini devam ettirmesini sağlayın. Günlük yaşam alışkanlıklarından uzaklaştırmak hastalığın seyrini hızlandırabilir.
  • Hastalığın ilk evresinde unutkanlığı nedeniyle kendine kızgınlığını sinirli davranışlar ile gösterebilir. Olağan davranın. Hatırlayamadığını yüzüne vurmayın. Zaten o söylemiş gibi tekrar ederek destek olun.
  • Alzheimer hastalığını bir beyin ya da kalp ameliyatı sonrası gibi düşünün. Hastanızın karakterinde değişikler olabilir. Sakin bir insan çok öfkeli birine, genelde agresif biri munis bir insana dönüşebilir. Bunlara hazırlıklı olun. 
  • Doktoru tarafından verilen tüm ilaçları aksatmadan devam ettirin, vitaminleri kesinlikle atlamayın. Beyin fonksiyonlarını yavaşlamasını önlemeye yönelik bu ilaçların hastalığın seyrinin yavaşlatılmasında büyük rolü bulunuyor. 
  • İlaçlarının yanı sıra beslenmesine, günlük protein, vitamin vb. alımlarına çok dikkat edin. Küçük yaştaki bir çocuğun beslenmesi ne kadar önemliyse, bir Alzheimerlının de o kadar önemli.
  • Kişisel bakımında pek çok şeyi atlayabilir, o düzeni siz devam ettirin.
  • Onu yalnız bırakmayın ve her zaman güvende olduğunu hissettirin. Alzheimerlı kişilerde korku duygusu yoğun bir şekilde yaşanabilir, normal şartlarda hiç ürkmeyeceği şeyler onu endişelendirebilir.
  • İleriki aşamalarda hastanın çevresinde kesici, delici, yanıcı maddeler bulundurmayın, priz gibi yerlerde çocuk kilitleri kullanın.
  • Onu yalnız başına bırakmayın.
  • HASTALIK SÜRECİNDE DÜZENİNİ BOZMAYIN. Odasının yerini, odasındaki eşyaların şeklini değiştirmeyin. Hastanız gece yarısı kendi başına tuvalete gitmek istediğinde, yeri değişen odası nedeniyle kendini balkonda bulmasın.
  • KESİNLİKLE BAŞKA BİR YERE TAŞINMAYIN. Alzheimer hastaları yakın geçmişle bağlarını kopardıklarından hep yıllar öncesinde yaşarlar. Bozduğunuz düzeni nedeniyle tanıdık göremeyeceği her şey onun psikolojisinin daha da bozulmasına ve geçmişe dönmeye çalışmasına, kendini çevreye kapatmasına neden olabilir.
  • Onu yalnız başına bırakmayın.
  • Pınar Bilgin’in yakın zamanda yaşadığı bu kayıp olayı, elbette ki hiçbir zaman istenen bir şey değil, ancak tekrarlanırsa, pencereden baktığında, evden çıktığında tanıdık hiçbir şey göremeyen hasta eski düzenine dönmeye çalışacak ve bu sefer gerçekten kaybolacaktır. Eğer düzenini bozmazsanız, eski düzenine dönüş yapmak için evden kaçma girişimleri (ki illa ki kendine iyi bir sebep bulur) daha az olacaktır. Üstelik yeni bir yerde, normal bir insan bile kaybolabilirken, onun kaybolmasından daha olağan bir şey olamaz.
  • Evinizin kapısını kilitli tutun. Anahtar onun bulamayacağı ancak acil bir durum anında herkesin hızlıca tahliye olabileceği bir yerde dursun.
  • Hastanızın üzerinde fazla değerli bir eşya, saat, mücevherat gibi şeyler olmasından kaçının. Kayıp durumlarında, eşyaya gözünü dikecek insanlardan korunmasını sağlar.
  • Üzerinde her zaman adının, adresinin, hastalığının ve acil durumda ulaşılabilecek kişilerin bilgilerinin olduğu bir şey olmasını sağlayın ancak herkes medikal USB bileklik tarzı bir şeyin ne olduğunu anlamayabilir, bu nedenle yazılı ve zarar görmeyecek bir kağıda da bunları mutlaka yazın. Sık kullandığı kıyafetlerinin görünür bir yerlerine sabitleyin. Simitçi nerden bilecek medikal bilekliği?
  • Kayıp durumlarında bakacağınız ilk yerler çok eskiden yaşadığı bir ev varsa, orası, eski işyeri, anne ve babasıyla yaşadığı ya da sık gidip geldiği çocuklarının evi olabilir. O semtleri ve semt güzergahlarını tarayın. Muhtemel tüm semt karakollarını bilgilendirin. O çevredeki esnaf, site girişlerindeki güvenlik görevlisi vb. kişilerle irtibata geçin. Aramalar sırasında her yana dağılmayın. Bunun yerine onun gezme alışkanlıklarını düşünün. Ana caddeye hangi sokaktan çıkardı, ne tür ulaşım araçları kullanırdı, yol üzerinde nerelere uğrardı? Gazete bayiileri, simitçiler, güvenlik görevlileri, istasyon şefleri… Sorun. İstanbul’da yaşıyorsunuz diyelim ancak Ankara’dan göç ettiniz (20 sene önce olması bile farketmez). İstanbul’un orta yerinde yaşlı bir adamın Ankara’ya nasıl gideceğini sorması elbet birinin dikkatini çekecektir.
  • Son olarak; hiçbir şey için kendinizi suçlamayın. Belli bir süre sonra size adınızla seslenmeyebilir ve hatta kim olduğunuzu bile bilmeyebilir. Kendinizi üzmemeye çalışın. Benim hastalık sırasında en büyük avuntum, onun tüm bunlardan habersiz olması ve bizim yaptığımız şeylerin sadece onun hayat kalitesini yükseltmeye yönelik olduğuydu. Bunu siz de unutmayın. Ha, çok daralırsanız elkeschmitter @ gmail . com adresinden bana yazın. Hiçbir şey yapamasam da, bu süreçlerin ne kadar olağan olduğunu size tekrar hatırlatırım belki.
3 weeks ago 2 notes