#Doritos onu Madonna’ya goturmuyor galiba (Taken with Instagram at We)
#Doritos onu Madonna’ya goturmuyor galiba (Taken with Instagram at We)
Grace… (Taken with Instagram at Orient Terrace Bar)
“Bir İdam Mahkumunun Son Günü”
Seslendiren: Sezai Aydın (Mahkum)
Yapım ve Yönetim: Mehmet Köseoğlu
Yazan: Victor Hugo
Uyarlayan: Tayfun Türkeli - Beyza Kara
Seslendirme Yönetmeni: İskender Bağcılar
Ses Kayıt: Mahmut Acar
Kurgu: Didem Türkmen
Şimdiye kadar okuduğum romanlar arasında, en etkilendiklerimdendi. Okuduktan sonra, edebiyat tarihi açısından çok önemli bir başlangıcı da temsil ettiğini öğrenmiştim. Yapıt, birinci tekil şahıs, yani “ben” ile yazılan romanların ilk örneğiydi. Daha önce hiçbir şekilde bu yöntemin kullanılmadığı, en azından tarihte şimdiye kadar rastlanmadığı romanda, modern edebiyatın da ilk monoloğu ile karşılaşıldı.
Küçüklükten bu yana radyo tiyatrolarını çok sevdim. Birileri konuşsun… Ancak aralara haberlerin, reklamların ve şarkıların karıştığı bir radyo programı olmasın bu. Aklıma eski radyo oyunları geldi. Bir süredir onları dinliyorum. Böylece sevdiğim seslendirme sanatçılarını tekrar dinleme şansına kavuşuyorum.
Bugün, Victor Hugo’nun bu romanı play listimdeydi. Seslendiren de Sezai Aydın. Bitirmeden yatmayacağım. Bu aralıkta siz de dinleyin istedim.
Zebra desenli zurafali semsiyemle, merhaba kasim! (Taken with instagram)
Gozluklerime kavusmus olmanin sevinci. Evet, sinirli sayida uretilmis narcicegi renkli gozluk kabi da bonus ^.^ #rayban #clubmaster #sunglasses #retro (Taken with instagram)
Angry Flowers. AngryBirds’e taş çıkarırlar. Ah bir de uçabilseler… (Taken with Instagram at Kozyatağı)
Live in NY. John Coltrane ile Miles Davis’den.
38 dk’lık albüm tek parça. Eğer isterseniz, videoyu offliberty ile mp3 dosyasına da dönüştürebilirsiniz. Offliberty kullanmak isteyen için albümün Youtube linki burada.
Live in NY, şarkı listesi.
Albümde çalanlar:
Günlerdir Sinatra dinleyip duruyorum ve bu postu yeni gördüm. Ölüm yıldönümü olduğunu bilmiyordum… Ne garip.
14 sene önce bugün, dünyadaki neşenin bir kısmı sönüp gitti. Elimizde kalanlar yine de onun müziğini tekrar tekrar yaşamaya yetecek kadar fazla.
“My Way”, #FrankSinatra’nın ölüm yıl dönümü anısına, o neşeyi bir daha yaşayabilmek adına gelsin.
- Yönetim ve Eğitim Danışmanı Kerem Şenoğlu
Sokakta yaşayan bir amcanın öğle vakti çay keyfi. Yeni demlemiş, “gelin beraber olsun” dedi. (Taken with Instagram at Kozyatağı)
-
via @dreamsact (Halid S. Şimşek)
Yazının tamamı için buraya, Twitter profiline ulaşmak için buna tıklayın.
Marshall, “Yüksek Sesin Lordu” Davulcu Jim’in kendi imzası ile süper tasarımlı bir kulaküstü kulaklık çıkarmış 2011’de. Ben yeni gördüm. Bir #Sennheiser kullanıcısı olmama rağmen verdiği sesi sevdim. Tasarımda #Marshall’ın anfilerinden hatırlayabileceğiniz retro ve sert çizgilerden ilham alınmış elbette.
Ancak… İş ses kalitesi açısından daha detaylı bir incelemeye gelecek olursa, o noktada deneyimlerini paylaşan arkadaşa, Mert Erdir’e kulak verelim.
Mert’in http://bit.ly/KdmEyU linkindeki yazısını kulaklıği almadan önce genel müzik zevkinizi de düşünerek mutlaka okuyun. Zira yazıdaki yorumlara göre rock müzikteki performansın aynısını diğer müzik türlerinde pek gösteremiyor.
Ortalıkta dolanan tipi güzel içi kötü retro kulaklıklara bakacak olursak fiyat performansı tabii ki daha iyi. Mayıs 2012 itibari ile piyasada 162-168TL civarında. Fotoğraftaki majör modeli. Minör yani kulakiçi modelinde mikrofon da var. Telefonunuzla kullanabiliyor, müziği kablodaki kontrol düğmesinden yönetip, gelen çağrıları cevaplayabiliyorsunuz. (Taken with Instagram at DNR)
Eve donus yolunda olmak negzel negzel… (Taken with Instagram at Boğaziçi Köprüsü)
Apartman guzel, Cihangir degil (: (Taken with Instagram @ Cihangir)
Bugün Twitter’da bir kayıp ilanı gördüm. Pınar Bilgin 5 Mayıs’ta Kadıköy’deki evlerinden çıkan ve henüz haber alamadıkları babasının fotoğrafı ile bir kayıp ilanı tweetlemiş ve haber Twitter üzerinden duyurulmuş. Ben babasının bulunduğunu RT’lerden haber aldım.
İlandan hem önceki hem de sonrasında attığı tweetleri okudum. Kaybolan babası Alzheimer hastasıymış. Alzheimer hastalığı hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz lütfen buraya tıklayın, çünkü yazının devamında hastalık hakkında bilgi vermeyecek, doğrudan hasta yakınlarının dikkat etmesi gerekenler üzerine yazacağım.
Hasta ve hasta yakınları için zorlu süreç
Uzun yıllar Alzheimer hasta yakını olarak yaşadım. Biz, hastamız için herhangi bir bakım evi yerine onun düzenini bozmayacak şekilde evde bakım yöntemini tercih ettik. Belli bir aşamadan sonra ise ailemizin uzun yıllar bir ferdi olarak yaşayacak bir yardımcı edindik.
Bu sürecin hastanın kendisi ile birlikte hasta yakınları için ne kadar zorlu bir insanlık sınavı olduğunu çok yakından tecrübe ettim. Bu çok önemli. Öyle ki, pek çok Alzheimer tedavi daha doğrusu bakım evinde, hasta dışında hasta yakınları için de Alzheimerlı hasta bakım eğitimleri ve bunlara ek terapiler veriliyor. Çünkü hastalık hem fiziksel hem de ruhsal anlamda hasta yakınlarını çok yıpratıyor. Bu süreçte hasta pek çok kez hastalığın kendisinden değil, hastalığın en önemli semptomu olan hafıza kaybı nedeniyle günlük hayatının tehlikeye girmesine neden olabiliyor. Tabii bir de ileri evre var. O bambaşka bir dünya.
Size aşağıda daha acil ve hayati olabilecek bazı konular ile ilgili madde madde bilgi vereceğim ancak hastalık ve süreçleri hakkında daha detaylı bilgi almak, bakım aşamaları, hasta yakını terapileri vb. konuları incelemek isterseniz, UZMANTV’deki şu başlıklarda yer alan videolara göz atabilirsiniz: “Alzheimer Hastalığını Tanıyın”, “Alzheimer Belirtileri”, “Alzheimer ile Yaşamak”, “Alzheimer Tedavisi”. Bunun dışında Alzheimer Derneği de doğrudan iletişim kurmak adına iyi bir başvuru merkezi.
Bir Alzheimerlı yakınıysanız: